top of page

Mela Bedel x Steps On Clouds



Ayhan Erden ve Steps On Clouds aracılığıyla ampute topluluğunu yakından tanıdın. Bu deneyim sende nasıl bir farkındalık yarattı?


Aslında ampütasyonla tanışmam, bir fiziksel durumdan çok bir insan hikayesiyle başladı. Ayhan’la tanışmadan önce, bu dünyanın ne kadar güçlü, yaratıcı ve hayat dolu olduğunu açıkçası bilmiyordum. Onun enerjisiyle, ampute bireylerin sadece fiziksel bir farklılıkla değil, inanılmaz bir dirayet ve özgünlükle yaşadıklarını fark ettim. Bir uzvun eksikliği değil, bir ruhun fazlalığı vardı orada. Bu tanışma, 'eksiklik' kelimesinin aslında ne kadar yanlış bir kelime olduğunu öğretti bana.


Sanatçı olarak toplumdaki rolünü, özellikle farklılıkların ve güçlüklerin görünür kılınmasında nasıl görüyorsun?


Ben sanatçının görevinin yalnızca üretmek değil, yansıtmak da olduğuna inanıyorum. Toplumun aynası olmak ama aynı zamanda o aynayı kırıp yeniden biçimlendirmek de bizim işimiz. Farklılıkları, güçlükleri, bazen toplumun görmek istemediği hikâyeleri görünür kılmak… Bence sanat tam olarak burada anlam kazanıyor. Eğer bir şarkım, birinin kendini biraz daha “tam” hissetmesini sağlıyorsa işte o zaman gerçekten sanat yapıyorum demektir. 'Kendine İnan' şarkısını da bu yüzden yayınlamıştım.


Steps On Clouds markasının sana göre ampute sporcular ve toplum için en önemli katkısı nedir?


Steps On Clouds’un hikayesi bana göre bir bakış açısı devrimi. Ampute sporculara konfor ve güç kazandırırken, topluma da “farklılık estetik bir şeydir” mesajını veriyor. Tıpkı iyi bir şarkı da sadece dinlenmez, hissedilir.

Bence bu markanın en büyük katkısı, insanların “fark”ı bir eksiklik olarak değil, bir ifade biçimi olarak görmesini sağlaması. Bu, hem sanat hem toplum için büyük bir dönüşüm.


Son klibinde giydiğin CloudOne çoraplarıyla sahnede ve günlük hayatta nasıl bir deneyim yaşadın?


CloudOne çoraplarını ilk giydiğimde gerçekten adının hakkını verdiğini hissettim: bulutların üstünde yürümek gibi! Hem fiziksel olarak inanılmaz konforlu, hem de sembolik olarak çok güçlü bir şey taşıyor üzerinde. Sahnede hareket ederken hafiflik hissi, günlük hayatta ise bir çeşit özgüven veriyor. Çünkü biliyorum ki o ürün, bir emeğin, bir hayalin ve bir topluluğun sesi.


Senin yolculuğuna bakan gençlere ve özellikle ampute sporculara, CloudOne çoraplarının temsil ettiği “özgürlük ve hafiflik” duygusunu nasıl anlatmak istersin?


Gençlere ve özellikle ampute sporculara şunu söylemek isterim: özgürlük bazen bir adım atmakla değil, o adımın anlamını sahiplenmekle başlar. CloudOne’un “hafiflik” mesajı da aslında bundan ibaret. Hayat seni bazen eksiltiyormuş gibi hissettirse de, o eksilişlerin içinde inanılmaz bir güç var. Kendi hikayeni sen yazdığın sürece hiçbir şey seni aşağı çekemez. Bulutlar kadar hafif ama köklerin kadar güçlü ol; çünkü gerçek denge tam orada.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page